Hayatın akışında bir sürpriz… Green Card ile Amerika’ya yerleşmek!

2018 yılında, her yıl pek çok insanın hayalini kurduğu şey eski iş arkadaşım Sinem Yüncüoğlu’nun başına geldi: Green Card ile Amerika’ya yerleşmek.

Amerika’da bulunduğum süreçte hiç de filmlerde yansıtılan, hayal ettiğim gibi bir kültür olmadığını deneyimlemiş ve Türkiye’ye döndüğümde resmen derin bir nefes almıştım. Ancak 5 ay Amerika’da yaşamakla, oraya daha iyi şartlara sahip olmanın hayaliyle tüm aile yola çıkıp yerleşmek, yeni bir düzen oturtmak, kültürüne adapte olmak bambaşka bir macera.

Sinem’den bana biraz yaşadıklarından, beklentilerinin karşılanıp karşılanmadığından, bu tarz kritik bir karar verirken nelere dikkat edilmesi gerektiğinden ve yaşadığı bölgeye seyahat edenler için mutlaka görülmesi gereken yerlerden bahsetmesini istedim.

“Aitsizlik. İnsan sanki geçmişini başka bir hayatta bırakıyor ve o hayatınız hiç yaşanmamış gibi. Bir kere gemileri yaktıktan sonra yeni hayatınıza asla kalıcı bir gözle bakamıyorsunuz.”

Amerika acaba gerçekten de filmlerdeki masalsı ve özgür yaşam tarzını vadeden, o coğrafyada süresiz yaşama şansı elde eden birinin beklentilerini tam anlamıyla karşılayan, her şeyi bırakıp gitmeye değecek bir yer mi?

Destin, Florida, USA

Yeni baştan

2 yıl önce, eşim ve henüz 9 aylık olan kızımız ile birlikte neyle karşılaşacağımızı bilmeden tam anlamıyla bir maceraya atıldık. Daha önce eşim de, ben de yurt dışına tatil için bile çıkmamıştık. Adaptasyon süreci haliyle çok kolay olmadı. Geldikten sonra ilk yılımız yabancı bir yerde olmanın şoku, ikinci yılımız ise pandemi süreci ile geçti. Dolayısıyla çevre edinmek konusunda yaşadığımız bölgedeki birkaç Türk ve dayım ile eşi olarak sınırlı kaldık. Bu durum zamanla işlerimiz dolayısıyla değişecektir diye umuyoruz.

İlk olarak emekli olunca güneye yerleşmek isteyen Amerikalıların tercihi olan Destin’e geldik. Şu an eşimin işi ve okulu nedeniyle 1 saat uzaklıktaki bir başka tatil yeri olan Panama City’de yaşıyoruz. Her iki yer de tatil yapmak ve emekli hayatı sürmek için ideal. Ancak bizim gibi büyük şehirden gelen, Türkiye’de kariyer sahibi olan ve burada da bunu sürdürmek isteyen 30’larının başındaki genç yetişkinler için uygun değil. Deniz, güneş şahane, ancak sadece o kadar. İş imkanı neredeyse turizm ile sınırlı. Kışın restoran ve mağazacılık dışında yapacak iş yok gibi.

Dolayısıyla burası, sadece küçük yerde yeni bir düzene adapte olmak adına bir basamak olabilecek bir yer… En büyük avantajı da bu zaten. İlk şoku atlatırken bir de büyük şehir karmaşasına girmemek… Yılın sadece 2-3 ayının kış olması ve şahane denizi de bir başka avantaj :).

Florida’ya seyahat… En güzel yerler

South Beach, Miami, FL

Genel olarak yaşadığım yer sınırlı imkanlara sahip. Şimdiye kadar görme imkanı bulduğum ve çok beğendiğim birkaç yerden bahsetmem gerekirse Destin’in sahili genel olarak çok güzel. Truman Show filminin de çekildiği Santa Rosa Beach 30A aynı şekilde harika bir bölge. Alışveriş yapmak içinse benim tercihim Silver Sand oldu.

Turkey Creek, doğa yürüyüşü ve suda kayaking yapmak için keyifli bir nokta ve tamamen denizi gören sahil restoranları, gün batımında yemek yemek ve bir şeyler içmek için şahane.

Atlanta’ya yolu düşenler dünyanın en büyük akvaryumu olan Georgia Aquarium’u ve Atlanta Botanical Garden’ı mutlaka ziyaret etmeli. Martin Luther King’in evi ile Coca Cola müzesi ise daha geniş zamanımız olduğu bir başka seyahatimizde görmek istediğim yerlerden.

Çok kısa da olsa Miami’de de bulunduk. Miami için söylenecek çok şey var aslında. Özellikle sokak sanatları sevenler için Wynwood Walls Street Art bir harika. Plaj olarak Miami Beach, müthiş kahveler ve Küba atmosferinde kaybolmak için Little Havana, şehri görmek isteyenler için Brickell City Centre, alışveriş için Dolphin Mall ve boylu boyunca popüler markaların olduğu Miami Design District, mimariye ilgi duyanlar için Art Deco District ve son olarak doğal güzellikleri görmek için Key Biscayne mutlaka ziyaret edilmeli.

Miami, bölge olarak oldukça farklı. Hem şehir hayatı hem tatil hayatı iç içe. İş imkanı da var, şahane plajları da. Genç ve yaşayan bir şehir. Bu bizim Panama City’deki hayatımızla kıyaslandığında özlemini çektiğimiz bir şey.

Florida’da yaşayan birinin gözünden: Yaşam tarzları, bölge kültürü ve günlük rutinler

Panama City, FL

Panama City, Florida eyaletinin geneliyle ilgili tüm bilgiyi vermek için yeterli değil aslında. Bir benzetme yapmak gerekirse, Antalya’nın Kaş veya Kemer bölgesinin daha büyük ve mağaza kültürü açısından daha gelişmiş bir versiyonu.

Bu bölgede ayrıca askeri üs bölgesi var, bu sebeple Amerikan askerleri ile Türkiye’deki üslerden birinde tanışıp, evlenip gelmiş birçok Adanalı veya İzmirli Türk var.

Genel olarak eşimle bir şeyler yapmak istediğimiz her hafta sonu zorluk yaşıyoruz. Kışın sahilde yürümek veya mağaza gezmek dışında bir alternatif yok. Yazın buna ek olarak denize gidebiliyoruz. Civarda birtakım ulusal parklar var, buraları gezmek bir başka alternatif. Golf oynamak burada oldukça yaygın ve golfü sevenler için pek çok saha mevcut.

Yerel kültürden bahsetmek gerekirse bulunduğumuz bölgede insanların çoğu, Amerika’da bizden bile az yer görmüş insanlar. Bizim henüz yalnızca Atlanta ve Miami’yi gezdiğimizi düşünürsek, fazla bir şey demem gerekmez sanırım. Genel olarak hayatları iş, fazlaca tüketim ve sürekli var olan bir temaya hazırlanmakla geçiyor.

Cadılar Bayramı arkasından Thanksgiving, ardından Noel. Her daim mağazalar bir temaya bürünmüş ve insanlar bunlar için evinin, bahçesinin düzeni ve dekorasyonu ile hayatını geçiriyor. Bunun yanı sıra gözlemlerime dayanarak yerel halkın sosyal insanlar olmadıklarını düşünüyorum.

Panama City çoğunlukla büyük şehirlerde çalışmış, varlıklı beyaz Amerikalıların yılın 6-7 ayının sıcak olması nedeniyle tercihi olan bir bölge. Yerel halk ise genel olarak kırsal bölge insanları, asker ve aileleri. Dolayısıyla burada nüfusun çoğunluğu Latin değil.

Güvenlik açısından en güvenli yerlerden birinde yaşadığımızı söyleyebilirim. Latin nüfusun ve Latin kültürünün hareketli olduğu esas bölge ise Miami. Miami’de yaşamak için İspanyolca bilmek şart resmen. Nereye giderseniz gidin herkes İspanyolca konuşuyor ve hatta İngilizce bilmiyorlar.

Burada yemeklerin çoğu klasik Amerikan mutfağı. Turşunun bile kızartıldığı, tamamen şeker ve yağa odaklı bir mutfak. Bizim en sevdiğimiz yerler Meksika restoranları oluyor bu sebeple. Ek olarak deniz ürünleri çok bol olduğu için hemen her dört restorandan birinde balık ürünleri servis ediliyor. Istakoz, yengeç veya aklınıza gelebilecek tüm deniz ürünleri Türkiye’deki gibi lüks değil, aksine kolaylıkla erişilebilecek ürünler.

Amerika’da kariyer

Fulton Street Subway Station, NY

Amerika çok çalışmayı seven bir ülke. İnsanlar açısından değil, genel düzende bir şeyler elde etmek istiyorsanız çok çalışmak şart. Ben de proje yöneticiliği deneyimi olan biri olarak burada sıfırdan bir meslek edinmeyi düşünüyorum. İnsanlar 40-50 yaşından sonra bile yeniden okuyor ve kariyer değiştiriyor.

Gelmeyi düşünenlere öncelikli tavsiyem, yerleşecekleri bölgeyi seçerken kesinlikle iş imkanlarını ve iş yapış şekillerini araştırsınlar. Çünkü yerleşilecek bölgedeki iş imkanları, ideal işi bulup bulamamak konusunda büyük bir etken.

Gözlemlediğimiz ve tecrübe edindiğimiz kadarıyla, eğer Türkiye’de dünyaca bilinen bir firmada çalışmadıysanız veya ciddi fark yaratacak tecrübeleriniz yoksa burada bir beyaz yakalı olarak kendi işinizi yapmak zor. Yazılım sektörünü bu konunun dışında tutuyorum.

Eşim Türkiye’de 6-7 yıl boyunca atık su arıtma üzerine çalışan, başarılı bir çevre mühendisi olmasına rağmen burada iş bulamadı. Nedeni ise buradaki tesisler çoğunlukla teknisyen çalıştırıyor ve şef olarak tercihleri inşaat mühendisleri. İstanbul’da çalıştırdığı kapasitelerdeki tesis deneyimlerini görünce etkilenseler de iş bulmasına yardımcı olmadı.

Bu nedenle bir yılımızı doldurduktan sonra Türkiye’deki okulu İTÜ’den aslında tam denkliği olmasına rağmen yarı denklik alarak yeniden üniversiteye başladı. Şu an İnşaat Mühendisliği okuyor ve saydırdığı derslerle 3 sömestr içinde mezun olacak. Okula başladıktan bir süre sonra bir inşaat firmasında işe başladı. Şu an bir yandan okuyor, bir yandan çalışıyor.

Sonuç olarak buraya geleceklere öncelikli tavsiyem, birkaç yıl süresince her işi yapmayı göze alsınlar. Sonra mutlaka sertifikalı veya diplomalı programları geç olmadan araştırıp kariyer yollarını tercihlerine göre çizebilirler.

Bugün bu yolun başında olsam ilk yapacağım şey…

Destin’e yerleşmeden önce keşke bir 10 gün burada tatil yapıp daha çok iş imkanı ve sosyal hayatı olabilecek bir yere gitseydik diyorum. Sadece Amerika için de değil, Avrupa olsa daha iyi olurdu sanırım. Bir kere çok uzak, pandemide daha iyi anladık. Yani ülke yanıyor, gidelim desek ne kadar hızlı davransak da Türkiye’ye ulaşmak imkansız! Sevdiklerimizin uzakta olmasının yanı sıra kültürünü de pek sevemedik. Yani, belki yaşadığımız yer çok etken ama beklentimizi karşılamadı diyebilirim.

Tüketmek için yaşayan bir toplum bir kere. Çoğunlukla yaşamaktan zevk alan bir millet değiller. Samimiyet duygusunu pek göremiyorum. Onların normali bu tabii, ancak bize pek uymadı. Kimse kimsenin hayatıyla ilgilenmiyor ki bu bir noktada iyi. Ama dertleşecek insan arıyorsunuz, bir muhabbet açmak bile zor. Çünkü neyden keyif aldığını ya da başka bir ülkeden gelmiş bir insan olan seni, senin kültürünü, nasıl bir insan olduğunu hiç merak etmiyorlar.

Şu an için yakın gelecek planımızda sabit kalmaya çalışıyoruz. Önceliğimiz burada bir meslek edinip hayata karışmak ve çeşitliliği çok olan büyük bir kente yerleşmek. Ama Amerika’da ömrümüzü geçirmek gibi bir plan yok. Yani bir noktada dönmek hep var aklımızda.

En büyük zorluk ve fırsatlar

Fyort Myers, FL

Aslında iyimser bir yaklaşım gösterecek olursam buradaki zorluklar insanı bambaşka bir noktaya evriltiyor. Her zaman sabırlı ve dirayetli olmuşumdur, ama içinde bulunduğumuz durum o kadar farklı ki hayata bakışım, önceliklerim değişti. İnsanın sınırları zorlanıyor ve aslında neler yapabileceğini öğreniyor. Bu, aslında Amerika’nın değil göçmenliğin getirdiği bir durum.

Mesela eşim çok zorlandı ama günün sonunda aile mesleği olan inşaat mühendisliğine adım attı. Ben de kimya mezunuyum, Türkiye şartlarında mesleğini yapamamış ve farklı bir meslek edinmek zorunda kalmış bir insanım. Hayat beni bambaşka bir yere sürükledi ve burada baştan başlayabilirim. Bunu bilmek, insana inanılmaz bir güven veriyor. Özellikle genç bir çiftseniz.

Belki hep pastacı olmak istediniz, burada yapabilirsiniz. Ya da bir patrona bağlı kalmadan yaşamak istediniz, bu konuda da imkan çok. Koca bir imkanlar havuzu var önünüzde. Özgürsünüz, yeter ki cesaret ve azim olsun.

Bu büyük maceranın bugün bana hissettirdiği en güçlü şey…

The Truman Show (1998), South Walton, FL

Aitsizlik. Çünkü bir kere bir yerden bağınızı kestiniz mi bir daha hiçbir yere ait olamıyorsunuz. Arafta kalmak gibi. Bir yandan insanı özgürleştiriyor ama diğer yandan yalnızlaştırıyor. İnsan sanki geçmişini başka bir hayatta bırakıyor ve o hayat hiç yaşanmamış gibi. Bir kere gemileri yaktıktan sonra yeni hayatınıza da kalıcı bir gözle bakamıyorsunuz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s